HALK OYUNLARIMIZ

Pazar, 23 Mart 2008 19:46 yönetici
Yazdır PDF

1- Kartal
 2-  Derilo-Derile-Koçeri
 3-  Çepik–Elçırpma
 4-  Esmer – Harani
 5-  Halay – Gövend-Dik Halay- Vuşke
 6-  Çaçan- Çeçen- Kara yılan
 7-  İki ayak – Dılıng – Keçike
 8-  Meryemo- Meyremo
 9-  Diz kırma – Sevkari

10-  Ters oyun – Kıleçep

KARTAL OYUNU :

KARTAL :

Kartal hareketlerinin konu edildiği oyun en çok sevilen ve oynanan oyunlardan olup Bingöl’e özgüdür. Yöre insanın yaşamla olan mücadelesini çeşitli hareket ve figürlerle dile getirir. Oyunun ortaya çıkışıyla ilgili en yaygın bilinen iki rivayet vardır.

     1.RİVAYET : Bir avcı avladıktan sonra avladığı ceylanı suyun kenarında yıkamak için bir taşın üzerine bırakıp dinlenmeye koyulur o esnada heybetli bir kartal avı kaptığı gibi yüksek kayalıklara doğru uçmaya başlar. Durumu fark eden avcı tüfeğini kaptığı gibi kartalın konduğu kayalığa doğru koşar. Oraya vardığında ne görsün avı kapıp götüren kartal, avı kaptırmamak için diğer kartallarla büyük bir mücadele içindedir. Kartalların birbirleriyle olan amansız mücadelelerini gören avcı alelacele köye dönüp gördüklerini anlatmaya başlar. Anlatırken de kartalların yaptıkları hareketleri taklidi olarak yapmaya çalışır. Köy halkı figür ve hareketlerden esinlenerek günümüze dek kartal oyunu oynanmaya başlar.

     2.RİVAYET : Karlıova yöremizde zengin bir ağanın dilsiz, sağır bir çobanı varmış. Bu çoban sürünün içinde ağanın ve kendisinin çok sevdiği  bir kara kuzusu varmış günlerde bir gün çoban koyunları otlatırken bir ağacın gölgesinde dinlenirken bu sırada kartalın biri o çok sevilen kuzuyu kaptığı gibi dağın zirvesine doğru uçmuş. Sürüde kara kuzunun olmadığını fark eden çoban dağın zirvesinde uçuşan kartalları görünce hemen o yöne doğru koşmaya başlamış, dağın zirvesine ulaştığında kartalların kara kuzuyu yemek için birbirleriyle kıyasıya dövüştüklerini görmüş hatta bazı kartalların bir iri kartala göre güçsüz olduğunu ve o kartalın tek başına kara kuzuyu yediğini adeta diğer kartalların onu koruduğunu kuzuya değil ulaşmak yanaşmak mümkün olmadığını görünce çaresiz çoban köye dönüp olup bitenleri ağaya anlatmak, taklit etmek kendisinin suçsuz olduğunu kanıtlamak istemiş. Ancak ağa kızının düğününde olduğunu durumu sıcağı sıcağına anlatmak için düğünün bulunduğu yere gider. Ağa çobanın yorgun ve bitkin olduğunu görünce derhal yanına seyisi çağırır. Çünkü sağır ve dilsiz olan çobanın dilinden anlayan en iyi seyis olduğundan ikisini yan yana getirip seyise ne olduğunu sormuş? Çoban ağlayarak kara kuzunun kartallar tarafından götürüldüğü parçalanarak yediklerini kartal figürleriyle daha canlı  ağa ve köylülerin anlayabileceği şekilde taklit ederek oynamış. 200 yıllık   mazisi olan bu oyun çevrede sıkça oynanıp günümüze dek gelmektedir.  

     Oyunun oynayış şekli ise şöyledir:
Ağzında koyun postu olan ve kartalı temsil eden oyuncu müzik eşliğinde oyun alanına girer. Ağzındaki koyun postunu da alana bırakarak çeşitli kartal hareketleri yapar. diğer oyuncular da ellerinde mendillerle kollarını kanat gibi çırparak yere çömelip kartal pozisyonunda leşin etrafında bir daire oluştururlar. Oyuncular leşi kapmak için sırayla yaklaşırken ilk gelen oyuncu uzaklaşır. Ardından oyuncular leşin etrafında toplandığı sırada baş oyuncu heybetle dairenin ortasına hamle yapar. diğer oyuncular dağılır. Tek başına kalınca oyuncular yarım daire şeklinde onun etrafında toplanıp, hep birlikte aniden leşi havaya kaldırarak oyunu bitirirler.

 

 GÖVENT (BİNGÖL HALAYI) :

Hakkında net bir bilgi yoktur. Ancak bir hamle oyunudur. Bu hamlenin ileri bir atılım olduğu bu atılımın genç bir erkeğin bir olaya veya sevdiğini gördüğündeki çabası olarak değerlendirilir. Bazılarına göre de ağır başlılık olarak haraketlerin kontröllü yapılmasıdır. Diz kırmalar bu ağır başlılığın simgesidir. Hareketli bir oyundur üç sefer dizler kırılır yarım esten sonra vucut dizlerle birlikte bütünüyle titretilir. Çıkış sağ ayak dört sefer vurularak ileri çıkılır, üç hamleden sonra aynı şekilde geri gelinir. Figürlerden ziyade titretmeler net olmalıdır. Özellikle diz kırmalar ve titremeler bu oyunun karakteristik özelliğidir. Oyuncular dizilirken sağ omuz içerde sol omuz dışarıda olacak şekilde eller bacakların yanlarında arkada görünmeyecek şekilde tutulur.

 

DELİLO (DERİLEY -KOCERİ) :

Yörede en fazla oynanan ve çok sevilen oyunlardan biridir. Kız, erkek ayrı ayrı oynadığı gibi umumiyetle kız-erkek karışık oynanan bir oyundur. Oyunda birlikteliğin verdiği neşe ve heyecan, müziğin ritmiyle adeta bir ahenk armonisi oluştururcasına müşterek olarak figürlere yansımaktadır.Delilo Oyununun ne zaman olarak ortaya çıktığı bilinmese de yöre halk oyunları arasında en eski geçmişe sahip olan oyunlardan biridir. Oyunun ortaya çıkışı ile ilgili olarak çeşitli rivayetler mevcuttur. Bu oyunun ortaya çıkışını konu olan bir rivayet şöyledir. "İlkbahar aylarında genç kızlar kuzukulağı, kuş yemi gibi yenilebilir türden yabanı bitkileri toplamak amacıyla kırlara, bayırlara, vadilere ve su kenarlarına yayılırlar. Topladıkları bitkileri de torbalarına doldururlar. Dağınık halde işe koyulan bu genç kızlar buluşup bir araya geldikleri yerde topladıklarını birbirlerine gösterip sevinçlerini dile getirmek için oyun oynarlarmış. Zamanla bu oyunu bir ritme ve kurala göre oynayarak sıkça oynamaya başlamışlar. Sevinçlerini ve heyecanlarını Delilo Oyunu ile yansıtan genç kızlar düğün ve benzeri eğlencelerde de oynayarak oyunu yaygınlaştırırlar. Böylece Delilo Oyunu hem erkekler hem kızlar tarafından oynanan bir oyun haline gelir."

 

Bu dere buz bağlamış             Bingöl dört dağ içinde
Dibi yarpuz bağlamış                 Dört yanı bağ içinde
Ana beni evlendir                      Kim Bingöl'ü sorarsa
Bingöl'de kız kalmamış             Bir yarim var içinde
Delilo delilo seyrane                  Delilo delilo seyrane
Ah lele le vah le le le                 Ah lele le vah le le le
Ay lele le vay le !e le                 Ay lele le vay le !e le


ÇEPİK (EL ÇIRPMA) :

Gücü, kuvveti ve çarpışmayı konu alır. Çok sert figürleri olan bir oyundur. Oyunda güç ve kuvvet sembolize edilmeye çalışılır. Oyunun ortaya çıkışı ile ilgili olarak en çok bilinen rivayet şöyledir:

"Eskiden kurulan düğünlere civar köylerden misafirler gelir. Birbirlerine karşı kuvvet denemesi yapıp delikanlılık taslama. Bu oyunda karşılıklı İki kişi müziğin ritmiyle birlikte çeşitli figürlerle birbirlerinin ellerine sertçe vurup vücutlarım da esnek tutmaya çalışırlar. Oyundaki bu vuruşlar müzik bitene kadar ve yahut rakiplerden birinin elinin ağrısını hissederek oyunu bırakmasına kadar sürer. Karşılıklı ellerin birbirleriyle çarpışlarından esinlenerek "Çepik" adı verilen oyun oynandığı zaman kendisine güvenen ve vuruşma riskini göze alan kişi oyuna katılır. Zaten oyunda bir nevi kuvvet denemesi yapıldığı için güçlü ve kuvvetli olan kişiler bu hususiyetlerini oyuna sembolik olarak yansıtmaya çalışırlar. 

Oyunun Oynanışı ise şöyledir: Oyun hareketli, vurucu ve sert bir oyundur. Oyun başlamadan evvel oyuncular arka arkaya dizilip davul-zuma eşliğinde sağ ayakla başlamak üzere oyun alanına girerler. Üç adım yürüdükten sonra, sağ ayağın topuğu yere bastırılır, sol ayağın sert bir şekilde yere vurulmasıyla birlikle avuç içleri birbirine vurulur. Bu hareketlerin birkaç' kez tekrarından sonra eşler birbirlerine dönerek ellerini sert bir şekilde karşılıklı vururlar. Bu vurma hareketleri birkaç kez yapılıp müzik kesilince oyuncular yine arka arkaya dizilerek oyunu bitirirler.

Kollar birbirine kenetlenip oyuncular tek sıra halinde dizilirler. Sonra müzik eşliğinde dizler kırılarak hafif bir hareketlenme sonra tekrar dizler kırılır, Vücut iyiden iyiye titretilmeye çalışılır. Bu hareketler birkaç kez yapıldıktan sonra ayağın topuğu ile üç defa yere vurulur Sol ayakla da kuvvetlice yere vurularak tekrar başlangıç figürlerine gelir. Oyun bu şekilde sürerken şu türkü söylenir

 Barışı ve barışın sevincini konu edinen oyun çevrede en çok beğenilen ve oynanan oyunlardandır. Ortaya çıkışı ile ilgili rivayet şöyledir:

"Eskiden bu yörede yaşamış yabancı bir din adam (keşiş) ve Çaçan adında güzel mi güzel bir Çaçan oyunundan bir görüntü  kızı varmış.  Kızı çok seven komşu delikanlısı ne yapar yapmaz babasını razı edemez. Çaresiz kızı kaçırmış, keşiş bu duruma çok öfkelenmiş ve öfkesi bir türlü geçmek bilmiyormuş. Derken yörenin ileri. gelen büyükleri ve hatırı sayılır kişileri arabuluculuk yaparak keşişi razı etmeyi başarırlar. Bir müddet sonra da erkek tarafı düğün kurmuş, civar köylerden misafirler toplanmış ve değişik oyunlar-eğlenceler tertip edilmiş. Düğün sırasında damat ve arkadaşları sevinçlerini heyecanlarını

ve biraz da tepkilerini dile getirmek için sert vuruşlarla, kıvrak hareketlerle ve ritmik figürlerle Çaçan adını verdikleri oyunu oynarlarmış. Böylece bu oyun ismini keşişin kızı Çaçan'dan alarak civarda tanınmaya başlar.

Oyunun oynanışı ise şöyledir: Halayda olduğu gibi oyuncular yan yana dizilip birbirleriyle kol kola kenetlenirler. Ritme uygun olarak sağ ayaktan başlanarak ayak dizden geriye doğru çekilir. Ardından müzik eşliğinde dizler öne doğru kırılır ve sol ayak topuğuyla da yere vurulur. Aynı hareketlerle sol ayakla başlanarak tekrar başlangıç kısmına gelinir. Değişik figürlerle birlikte öne doğru eğilmek suretiyle üç ileri üç geri ayak hareketleri yapılır. Oyun bu tempoda sürerken şu türkü söylenir.

 

Çaçe dibuser bire
Avkuşandu zencire
Zenciri kateya ketbire
Halla yallah çaçane

 

MERYEMO (MEYREMO) :

El ele tutuşup bir çember halinde oynanan oyun sosyal dayanışma ve uzlaşmayı sembolize eder. Oyun sırasında kollar omuzdan önü ve arkaya doğru ritmik olarak sallanırken-ileriye doğru çökme hareketleri yapılır. Bu ve benzeri figürlerle oyun sürerken sonuna doğru sol ayakla ellerin üzerine atılarak sekme figürü yapılıp oyun bitirilir. Oyun oynarken şu türkü söylenir.

 

Şu dere baş aşağı
Belinde şal kuşağı
Her gün gel burdan savuş
Çatlasın el uşağı

GELİN GÖTÜRME:

Düğün merasimi sırasında gelin, baba evinden alınırken oynanan bir oyundur. Kızın evden gidişine üzülen ana, babanın; bir yandan da baba evini terk etmenin üzüntüsü ile oğlan evine gitmenin heyecan duyan gelinin davul-zuma eşliğinde evinden dışarı çıkarılırken duyduğu hüznü dağıtmak için "Gelin Havası" denilen bir tarzda icra edilir. Bu sayede başta gelin olmak üzere gelinin ailesi neşelendirilmeye çalışılır. Hareketli olan müziğe uyan oyuncular iki ileri iki geri, hareketleri yaparken bütün vücutlarını titreterek bir halka halinde dizilip oynarlar. Oyun müzik eşliğinde sürüyorken, oyuncular şu türküyü söylerler:

Al mendil allı mendil
Kaldır kolların yendir (indir)
At boynuma dolandır
Her sözün yalandır
Gir koynuma inandır.

ESMER (HARANİ)

Duygusal (lirik) ilişkileri konu alan bir oyundur. Ortaya çıkışı ile ilgili olarak anlatıla gelen bir rivayet şöyledir:  Yörenin gençleri esmer tenli kızlara büyük ilgi duymuşlardır. Ancak duygularını ve isteklerini çekingenliklerinden ötürü bir türlü direkt olarak  söyleyemedikleri için düğünlerde oynanan oyundaki hareket ve figürleriyle dile getirmeye çalışmışlar. Oyundaki yerinde saymalar sevginin belirtisi, ileriye doğru eğilme ve ayak atmalar duyulan ilginin erkek tarafından ifadesi, tekrar geriye atılan adımlar ise çekingenlik ve uzaklaşma olarak yorumlanmaktadır."

İKİ AYAK (DILINK-KEÇİK):

Oyunların figürlerinden ve söylenen türkü sözlerinden hareketle i bir oyun olup, bilhassa genç kızlar Tarafından çok sevilen ve oynanan bir oyundur.  Oyun sırasında maniler ve türküler söylenerek ritme uygun olarak sağ ayaktan başlamak üzere iki adım ileri, iki adımda geri atılır. Tabii bu sırada vücut tüm uzuvlarıyla birlikte esnek bir yay gibi hareket ettirilir. Zaten oyuna heyecan ve tempo katan bu husustur. Oyun bu şekilde yarım halka şeklinde devam eder.


Haciyan

TOPLİSTLER


Sayac

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün29
mod_vvisit_counterDün87
mod_vvisit_counterBu Hafta289
mod_vvisit_counterBu Ay1040
mod_vvisit_counterToplam28592

Aramiza Yeni Katılanlar